Geçen gün eski yazılarıma baktım, ilk yazılarımdan oluşturduğum “Sen Biraz Odak mısın Ne?” adlı kitabımı karıştırdım. Fethullah Gülen’le AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın aralarının olmadığını ve bunların çeşitli gerekçelerini çeşitli yazılarla yazmışım, onları gözden geçirdim. Sanırım en önemlisi Gülen beraat ettiğinde herkes nasıl geleceğini yada karşılanacağını yazarken, ben Gülen’in gelemeyeceğini ve Recep Tayyip Erdoğan’ın bunu engelleyeceğini yazmam. Okumaya devam et “Erdoğan ve Gülen asimilasyonu önlüyor – Ahmet Nesin”
Gazze – Gazâ ve fotoğraflar – Ahmet Nesin
Dün gece Paris’ten geldim, yazmadıklarım zaten kafamı doldurmuştu, Gazze’ye giden yada gidemeyen yardım gemisinde olanlar kafamı yeteri kadar karıştırdı. Öyle bir olay ki neresinden tutarsan tut iler-tutar bir yanını bulamıyorsun. Olayın başlangıcına gittiğimizde İsrail’in tutumu çok açık, İsrail inatla bu yardım olayını engellemek istiyor, engellemek istemekle de kalmıyor ve askeri önleme gideceğini ve en önemlisi ateş edeceğini söylüyor. Böyle bir açıklamanın doğrusu yada yanlışı tartışılır mı, tartışılır da olay olduktan sonra tartışılır, bir ülke “Ben bu yardımın tarzına karşıyım, yaparsan askerle önlerim.” Dediği anda istediği kadar hükümet dışında bir sivil toplum örgütü yapsın, normalde hükümet olarak bütün tedbirlerini almak zorundasın. Okumaya devam et “Gazze – Gazâ ve fotoğraflar – Ahmet Nesin”
Aidiyet mi sürü psikolojisi mi? – Oya Aktaş
Kitleler ve kitlelerin davranış biçimleri bilimsel olarak incelenmiş, birçok sonuçlara ulaşılmış, iyi güzel de pratikte insanımızın kullanımına ne kadar sunulmuş. Ağırlıklı ders kitapları niteliği taşıyan sosyoloji kitapları, zaten kitap okuma engelli olan halkımıza bir o kadar uzak düşmüştür. Oysaki bireyselliğimiz kadar bilmemiz gerekir toplumsallığı, toplumsallığın ne demek olduğunu. Okumaya devam et “Aidiyet mi sürü psikolojisi mi? – Oya Aktaş”
Türkiye’de liberal olmak zor kardeşim – Ahmet Nesin
Bilhassa Turgut Özal döneminden beri Türkiye’de bir liberaller tartışması yapılıyor. Bunun olası olmadığını bildiğimden dolayı ben kendilerine hep “Libre-el-al” diyorum… Neden olmazın çok nedenleri var ama en önemlisi Turgut Özal’la başlaması ve Özal’ın ne kadar liberal politikalar uygulamaya çalışsa da kendisinin dünya görüşü olarak asla liberal olamayacağı… Tarikatten gelen ve dinine (Dinci anlamında) bu kadar bağlı birinin Liberal olması hiçbir siyaset bilimciye inandırıcı gelmez. Zamanının Milli Selamet Partisi’nden milletvekili adayı olan Özal seçilseydi engellemeye çalıştığı seçim yasaklıları gibi bir yasaklı olacaktı ve büyük bir olasılıkla 12 Eylül faşizminin bakanı ve başbakan yardımcısı olmak yerine MSP MYK’sına girip faşist dikta tarafından hapse girecekti. Okumaya devam et “Türkiye’de liberal olmak zor kardeşim – Ahmet Nesin”
İzolasyondan yeni bir kimliğe – Ayten Bayram
Danimarka’nın güneyinde 50 bin nüfuslu, parlamentoda da temsil edilen, kendi dilleri de olan – anadillerinde eğitim haklarını 1945 sonrası almışlar- Faroe adlı eski bir koloni adası var. Danimarka küçük bir ülke. Faroe ondan da küçük. Zaman zaman Danimarka’dan ayrılma istemleri olsa da, yalnız yapamayacakları, izole olacakları korkusuyla talepler bir ileri sürülür ardından da geri çekilir. Danimarkalılardan çok daha koyu renkli olan bu halk, Osmanlılar döneminde denizci Türklerle tanışmış -ama hiçbir Türk erkeği kalmamış- akraba olmuşlar. Halay ve kimi Türk yemeklerini öğrenen halk; ‘iyi ki Türkler geldiler. Yalnız yaşayan bizlerin genlerinin tazelenmesine neden oldular! Yoksa akraba evlilikleriyle sakat genlerin çoğalması işten bile değildi’ derler. Burada, pek çok rastlamadığımız adalılar, oldukça farklı gelenek görenekleriyle Danimarkalılarla aynı refah düzeyine sahipler. Okumaya devam et “İzolasyondan yeni bir kimliğe – Ayten Bayram”
Sıyrılıp gelin bu konsere!
Her koyunun kendi bacağından asıldığına inanarak büyütülen çocuklar, ileride, kendilerini kendi dışlarında olduğunu düşündükleri hiçbir şeyden sorumlu hissetmez. Oysa Dostoyevski, kimilerimizin kulağına çok önceleri fısıldamıştır; “Adamım, şu hayatta herkes, her şeyden sorumludur, unutma” diye…
Tepki ve Değişim Dergisi Haziran 2010 sayısı – Sayı 30
Tepki ve Değişim Dergisi Haziran 2010 sayısı – Sayı 30Okumaya devam et “Tepki ve Değişim Dergisi Haziran 2010 sayısı – Sayı 30”
[[[ Bildiri ]]] Katil belli: Uluslararası para babaları
Halkçı Devrimci Gençlik Birliği – 3 no’lu bildiri
YOLDAŞLAR!
Bugün, tek amacı Filistin’de Gazze şeridine insani yardım göndermek olan sivil bir örgütlenmenin yolculuk yaptığı gemide, aralarında yaşlılar, kadınlar ve çocukların da bulunduğu 33 ülkenin sivillerine karşı, İsrail, uluslarası sularda saldırı düzenlemiştir. Ölü ve yaralı sayısı, hala bilinmemektedir, ölenler arasında ülkemiz vatandaşlarının da olduğu tahmin edilmektedir. Okumaya devam et “[[[ Bildiri ]]] Katil belli: Uluslararası para babaları”
[[[ Bildiri ]]] Deniz Baykal yetmez, zihniyet değişmelidir!
Gündemi oldukça meşgul eden Deniz Baykal’ın istifası sonrasında, gündemin daha netleşmesi, gerçeklerin daha fazla ortaya çıkması için, bir süre bekleyerek, Tepki ve Değişim Dergisi’nin Cumhuriyet Halk Partisi’nden üyeleri olarak bir bildiri yayınlamaya karar verdik.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin demokratik bir yapıya kavuşmasını, gerçek sosyal demokrat kimliğe bürünmesini, gençlik yapılanmalarının bilinçlenmesini ve dinamikleşmesini savunan dergi üyeleri olarak, CHP içinde yaşanan gelişmeler bizi de yakından ilgilendirmektedir. Okumaya devam et “[[[ Bildiri ]]] Deniz Baykal yetmez, zihniyet değişmelidir!”
[[[ Bildiri ]]] 38 yıl oldu, fidanlar bükülmedi!

Halkçı Devrimci Gençlik Birliği – 2 no’lu bildiri
Bugün, devrimci mücadelenin önemli yapı taşlarından olan, THKO’nun önemli önderlerinden Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ın ölümünün 38. yıl dönümüdür.
Geçtiğimiz 38 yıl içinde, kendilerine duyulan özlem artarak büyümekte, yaptıkları eylemlerin geçerliliği ve güncelliği akıllara kazınmaktadır.
Bağımsız, eşit ve demokratik bir Türkiye isteyenlerin ödediği bedele ve açmak istedikleri yola, onların katkısı hiç kuşkusuz büyük ve paha biçilemez olmuştur. Okumaya devam et “[[[ Bildiri ]]] 38 yıl oldu, fidanlar bükülmedi!”
